Ayşenaz ÇİMEN

Ayşenaz ÇİMEN

4 TEMMUZ 2003 SÜLEYMANİYE

Keşke bu yazımı o kahraman askerlerimizden birisi okusa.

Unutulmadıklarını, 4 Temmuz 2003’ü hiçbir zaman unutmadığımızı hissettire bilsem onlara.

Nereden başlasam bilmiyorum fakat bu konuyla ilgili yazabileceğim şeyler sadece açık kaynaktan ibaret.

Yazıya çok sevdiğim bir türkü ile giriş yapmak istiyorum: “Gerizler başından atlayamadım, döküldü cephanelerim toplayamadım. Ahbap düşman oldu, ben buna şaştım.”

*

Aslında her şey 4 Temmuz 2003 yaz sıcağında başlamadı, daha öncesi vardı.

Nasıl mı?

22 Nisan 2003’te Türkmenlere gıda ve ilaç götüren Türk timi “Silah taşıyorsunuz” iddiasıyla ABD birlikleri tarafından durdurulur. Yardım konvoyundaki Türk askerleri 2 gün süreyle alıkonulur. Bunun üzerine ABD yetkililer "Misafir ettik" diye açıklama yaparlar fakat asıl amaç Türk birliğini caydırıp, hareket kabiliyetini kısıtlamak ve peşmergeleri bölgenin tek hakimi haline getirmek...

Ki amaçlarına da çoktan ulaştılar.

Çuval Hadisesi, amaca araç oldu…

*

Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir derler ya hani; 4 Temmuz 2003 Süleymaniye’deki bu elim olay aslında Irak Tezkeresi’nin reddedilmesinden beri planlanmaktaydı.

Bunun üzerine Süleymaniye’de konuşlanan Türk istihbaratı ve özel kuvvetleri gerekli önlemleri almış olmasına rağmen, yukarıdan “Teslim ol ama karşılık verme.” Emri ile Türk askerinin onuru ayaklar altına alındı.

Çünkü Türkiye, ABD ile dönüşü olmayan bir yola girmezdi, giremezdi tıpkı günümüzde yaşanan  Brunson, S-400 F-35, Suriye’de YPG koridoru vb. kritik olaylarda olduğu gibi.

Küresel düzenin emri bu: “Türkiye hiçbir zaman boyundan büyük işlere kalkışamaz.”

Bu kahrolası düzene inat; sırf vatanında kanayan bir yara oluşmasın diye esareti öpüp başına koyan 11 Türk askerimizin onurunu şu geçen 16 senede geri veremedik.

Ne acı değil mi?

*

Peki ya her şey tam tersi olsaydı?

“Karşılık verme!” değil de “Vur!” emri gelseydi acaba ne olurdu diye kimi zaman düşünmüyor değilim.

Gerçekten Türkiye’yi kaotik bir ortama mı sürüklemiş olurduk? Çok ağır bedeller mi öderdik? Burnumuzdan fitil fitil getirirler miydi?

Vurmadık da ne oldu peki? ABD ile ilişkilerimiz mükemmel mi oldu?

Burnumuzun dibinde adına IKBY koyarak peşmerge devletini kurdu, Suriye iç savaşının baş aktörü olarak Türkiye’nin sosyolojik yapısını bozup Kuzey Suriye Federasyonu’nu diretilmeye başladı, Kamışlı’dan tutun da İdlib’e dek konuşlanan YPG’ye binlerce tır mühimmat taşıdı, 15 Temmuz darbe girişiminin iç mimarı oldu, 30 yıldır topraklarımızda terör estiren PKK’nın ana kucağı oldu, bunca şey yetmedi bizi petrol savaşlarının taşeronu yaptı.

Daha sayayım mı?

Bu mu mükemmel ABD-Türkiye ilişkisi?

*

Ne zaman ki cevabını alamayacağım konularla zihnim boğuşsa, sürekli soru sorarım kendime, sizlere belki sesimi duyan olur diye.

Her neyse ayrıca belirtmek isterim ki; ABD, Süleymaniye’de sadece Türkiye’ye değil Türkmenlere de bir göz dağı verdi. Aynı gün Türkmen radyosunu basarak yayını durdurdu.

Buna ne sebep oldu? Bu kadar mı acizdik?

Hayır, bizler sadece Türk olmasını bilemedik.

Bizim bürokrasimiz güçlü ve milli durmasını bilseydi, Orta Doğu'da Barzani’ yi zenne gibi oynatmasını iyi bilirdi.  Ne Türkmenleri bölgede Barzani’ye yem ederdi ne de Türk Silahlı Kuvvetleri’nin onurunu ayaklar altına alınmasına müsaade ederdi.

*

Soydaşlarımızın gözünde yaş, Türk askerinin başında çuval ve tarihe geçen kara bir gün…

Unutulur mu be? Unutturulur mu böyle kara bir gün?

Unutanlara yazıklar olsun.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile
yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır.