Ayşenaz ÇİMEN

Ayşenaz ÇİMEN

İLLE DE TOPRAĞIM DİYEN BÖRÜ…

Uzun bir zamandır Ülkücü Medya’ya yazı yazamıyordum fakat gönlüm hep buradaydı. Ülkücü Medya benim ilk göz ağrılarımdan biridir, yaklaşık 5 senedir bana köşe ayırdıkları için Selim KARADAVUT kardeşime, Ali TÜRKMEN ağabeyime çok teşekkür ederim.

Şu son 6 ayımda öyle şeyler yaşadım ki, geriye dönüp baktığımda ağzımdan çıkan tek cümle: “İlle de devletim…” oldu.

Nedir diyeceksiniz bu cümlenin tılsımı, biraz destanlaştırarak içimi dökmek isterim…

*

Mevsimlerden kış, vakit ise gecenin kör zifiri karanlığı…

Öfkesinden soluyan, yorgunluğundan susan Börü gökyüzüne bakar, belki bir yıldız göz kırpar da umut dolar yüreğim diye öylece bekler fakat ne göz kırpan bir yıldız ne de yüzüne şavkı vuran bir ay vardır gökyüzünde…

İsminin hakkını verir Börü, sürüsünü koruyan ama sürüsünden sonsuza kadar uzakta durması gereken bir kurttur çünkü o.

Yalnızdır Börü, kimsesizdir, sürüsüne hasrettir, sürüsü için ölümü değil yalnız savaşmayı göze almıştır…

Fakat son zamanlarda başka bir hal vardır Börü’de. Yelelerine beyazlar düşmüş, uykularını gecelere emanet etmiş, gözyaşlarını içine akıtmış, buğulu gözlerini herkesten saklamıştır.

Yedi düvelin “Neden yalnız savaşıyor bu kurt?” sorularıyla boğulup kalmıştır…

*

Bir gün dayanamaz aheste aheste gezdiği toprakları bir nefeste geçip Ulu Çınar’ının yanına gider. Hep öyle yapar zaten; yağmurun umuduyla yeşeren, güneşin sıcaklığıyla beslenen, toprak ananın kokusunu içine çeken ulu çınar her daim yoldaşı olmuştur onun…

Derin bir nefes alır ve hoyratça haykırır:

-Dayanamıyorum be Ulu Çınar, dayanamıyorum!

Anlatamıyorum kendimi. Nedir beni ürkütücü kılan? Yalnızlığım mı yoksa üzerimden eksik olmayan kara bulutlar mı? Savaşırken yaralanırım ya hep, yaralarımdan akan kan mı bulaştı birilerine? De hele, söyle bana bunun sebebi nedir? Neden yalnız savaşmamdan korkar olmuş yedi düvel?

Ulu Çınar, Börü’nün gözlerinin içine bakar ve derin bir nefes alır:

“ Yalnız savaştığını gördüklerine göre senin bir Börü olduğunu biliyorlar artık. Öncelikle şunu unutma; sürün de sana hasret, bazen geçip gidiyorsun içimizden bir hayalet misali, öylece bakıyoruz ardından. Kokunu hissedince gözlerimiz doluyor, gözyaşlarımızı akıtmaya utanıyoruz.

Yaralarından akan kan yüzünden gittiğin yerlere iz bırakıyorsun be Börü yapma, durdur şu kanı artık yoksa hep izini sürecekler…”

Börü’nün gözleri dolar ve ağlamak için Ulu Çınar’dan müsaade ister:

-Durduramıyorum bu kanı Ulu Çınar. Bunca zehirli okla yaralanacağıma  bir hançer saplasalardı şu yüreğime belki bu kadar kanamazdım. Şu toprakları görüyorsun değil mi? Asırlardır üzerine basmaya kıyamadığımız, koklamaya doyamadığımız bu topraklar bunca zehirle nasıl yaşıyor?

Bak, kök saldığın şu toprağın kızıllığını görüyor musun Ulu Çınar? Sürümüzden uçmağa varanların kanıyla sulandı, sen benden daha iyi bilirsin her biri senin gölgende nefeslendi. Bu topraklar için yalnız savaşmayı göze almak neden korkutucu Ulu Çınar?

Ulu Çınar, Börü’nün akan gözyaşlarını asırlık kökleriyle silerek:

“Aslında yalnız savaşmandan değil, geride bıraktığın izlerden korkuyorlar Börü. Yaralarından akan kanla bırakıyorsun bu izleri. Diyorsun ki ben bu savaşta yaralanıyorum, kanıyorum kanıyorum da ne kimseden merhem alıyorum ne de merhem yapıyorum.

İşte korktukları şey bu Börü fakat yaralarından akan bu kanı durdurma zamanı geldi, iz bırakacaksan  eğer gittiğin yollarda değil, gideceğin yollarda bırak. Kanınla değil, toprağınla, asırlardır koklamaya doyamadığın toprağınla iz bırak…”

-İlle de toprağım diyeyim yani Ulu Çınar, öyle mi?

“Evet, tıpkı Kalu Bela’da dediğimiz gibi. İlle de toprağım diyeceksin Börü, bana söz ver… Şunu unutma, yalnız değilsin. Sürüsünden ayrı gezen kurdu da izleyen başka kurtlar var, hele bir tanesi var ki senin yaralarından akan kanları gözyaşlarıyla siliyor. Onu bul Börü, onun gözyaşlarını silmek boynunun borcu oldu çünkü….”

Börü, Ulu Çınar’a verdiği sözle vedalaşır ve gözyaşlarıyla izlerini silen kurdu aramak için yola koyulur...

*

Önüne Karun’un hazinesini koysalar da “İlle de devlet.” diyen tüm isimsizlere selam olsun…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile
yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır.