Ayşenaz ÇİMEN

Ayşenaz ÇİMEN

TERÖR, SİYASAL BİR ŞİDDET MİDİR?

Şiddet nedir?

“Kaynağın, kurbanın ve hedefin buluştuğu yerdir.” der siyaset bilimciler.

Kaynak, kimi zaman bir kişidir gibi kimi zaman da bir örgütün hiyerarşisidir. Kurban, masumiyetin göreceli şeklidir. Hedef, ne olursa olsun toplumsal düzenin ta kendisidir…

Aslında bu konuya, her şeyi bir kenara bırakarak en can alıcı soruyu sorarak başlamak istiyorum.

“Terör, siyasal bir şiddet midir?”

*

Belki de bir çoğunuz bu soruyu sormama anlam veremediniz, halbuki terörizmin kaynağının şiddet olduğundan zerre şüphem olmamasına rağmen…

Fakat son zamanlarda terörü, siyasal bir şiddetmiş gibi göstermeye çalışan toplumsal algı ajanlarının sayısı hızla arttıkça üç beş kelam etmeden duramayacağımı fark ettim.

Terör, siyasal bir şiddet değildir.

Aksine siyasal şiddet, terörizmde amaçlara ulaşmak için  bütün unsurlarıyla sistematik bir şekilde kullanılan unsurdur. Bu noktada, radikal ve aşırı hareketlerin gelişim süreçleriyle şiddetin sistematik araç olarak kullanılması, söz konusu hareketleri terörizme dönüştürür.

Ve bu durum terör örgütleri tarafından özellikle kara propagandada kullanılır. Legal kanadı olan siyasi partileri, sivil toplum kuruluşları sanki siyasal şiddetin bir mağduruymuş gibi gösterir.

Özellikle etnik ayrılıkçılık, kimlik çatışmaları, modernleşme, aşağılama, şiddet içeren söylemler ve sosyal adaletsizlik gibi farklı unsurların sebep olduğu politik şikâyetler sözde bu mağduriyetlerin olmazsa olmazıdır.

*

Siyasal şiddetin, terörizme evrilme sürecinde radikal grupların şiddete nasıl yöneldiği bu konunun asıl sorunudur. Çünkü radikal gruplar her zaman şiddete yönelmeyebilir. Bu nedenle siyasal şiddette radikalleşme, toplumun sosyal ve politik bağları ile birlikte ele alınmalıdır.

Bu radikalleşme sürecinde politik şikayetleri kullanan protesto grupları ile devletin güvenlik güçleri arasında gerginlik artabileceği gibi, farklı sosyal gruplar da karşı karşıya gelebilir ardından evcut duruma tepki olarak  başlayan radikalizm,  hem düşünsel hem de eylemsel boyutlara dönüşebilir.

Ve sonunda; radikalizmin düşünsel boyutu siyasal şiddete, eylemsel boyutu terörizme evrilir…

*

Bu konunun biraz akademik boyutunu süzerek sizlere anlatmaya çalıştım. Siyasal şiddet ve teröre dair  güvenlik kurumlarının birçok raporu, analizleri, makaleleri bulunmaktadır. ACADEMİA, DERGİPARK, ULUSAL TEZ MERKEZİ(YÖK) gibi sitelerden merak ediyorsanız şayet, araştırmalarınızı yapabilirsiniz.

Fakat benim bu konuda en çok aklıma takılan şey: Günümüz popüler siyasal kültüründe, terörizmin yeri nerede? Siyasal şiddetin mağdurları neden  terör örgütlerinin sempatizanları olarak gösteriliyor?

3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 7. fıkrasında cebir ve şiddet kullanılarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemleriyle, 1 inci maddede belirtilen amaçlara yönelik olarak suç işlemek üzere, terör örgütü kuranlar, yönetenler ile bu örgüte üye olanların Türk Ceza Kanununun 314 üncü maddesi hükümlerine göre cezalandırılacağı ifade edilmektedir.

Peki bu kanun maddesini tamı tamıyla uygulayan bir yargı mensubu üyesi görebildiniz mi? Terörü, siyasal bir şiddetmiş gibi lans ettirenlerin kaç tanesi bu kanun maddesi uyarınca cezalandırıldı? HİÇBİRİ. Aksine, herhangi bir terör olayında görgü tanığı vatandaşlarımızın can güvenliği dahi savcılarımız tarafından hazırlanan iddianameler ile tehlikeye atıldı.

Neden?

Terörizmi, bu kadar hümanist bir kalıba sokmaya çalışmak…

Neden?

Yoksa, terörün siyasal bir şiddetmiş gibi algılatılması bazı kesimlerin işine mi geliyor?

Hele ki siyaset. Ufak bir örnek ile somutlaştırayım hemen; terör örgütü PKK’ nın legal kanadı HDP ile tiyatro oyunları, doğum günü partileri…

Sizce de terörü, siyasal şiddetin mağduruymuş gibi gösterme cabası değil de ne?

HDP, PKK’nın mağduru, özünde bir Türkiye partisi algısı yaratmak değil de ne?

Hele ki bürokrasi. Ufak bir örnek ile somutlaştırayım hemen; kurumlar arasında parayla satılan istihbarat raporları,  birbirlerinin açıklarını kapatan terörle mücadele umurlarında dahi olmayan amirler, sahada muhbirleriyle yavşak istihbaratı yapan güvenlik görevlileri ve daha nicesi…

Sizce de siyasal şiddetin failleri gibi davranmıyorlar mı?

Her neyse ne. Uzatmayacağım, mesaj gideceği yere gitmiştir. Unutmasınlar ki; devletin eli gözü kulağı her yerde…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile
yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır.