Ortadoğu Tehlikede, Avrupa Bölünmekte

Kirli pazarlıklar, planlanmış projeler, insan üzerinde deneyler, iç çatışma ve dünyayı 3. Dünya Savaşı'na doğru itecek her hamleyi adım adım gerçekleştirmektedir. Birey ve toplumu alt tabaka olarak nitelendiren, tek hedefi Tek Dünya Sistemi'ne boyun eğmiş, kilitlenmiş ve biat etmiş bir toplumu ihya etmek isteyen Emperyalist Güçler, halkların önemsediği dil, milli kültür, tarih, maddi ve manevi değerler üzerinde bireyleri yozlaştıracak, değerlerinden koparacak her türlü kirli planı hayata geçirmektedirler. Siyah tenli insanı ezen, sömüren ve belirli ideolojikler üzerinden toplumları ayıran ve bunu doğal bir hak olarak nitelendiren nesillerin yetişmesine sebep oldular. Aslında bugünlerde ''demokrasi'' kavramı altında yaşanan kargaşa, iç çatışma ve savaşların belirli projeler içerisinde planlandığını, bireyi temel hedeflerine ulaşmak için kurban ettiklerini görüyoruz. Temel hak ve hürriyetten bahsederken, Emperyal Güçler'in varlığını koruyacak bir takım kanunlar çerçevesinde insanlığı mahkum etmek, egemenliğe kavuşmuş gibi göstermek acı bir gerçektir.

Genel olarak Ortadoğu'nun ana gündemi İran Devleti içerisinde yaşanan ilginç hadise ve kargaşalardır. Ülke çapında geniş protestoların sürdüğü, bunun bir iç çatışmaya dönüşeceği konusunda iddialar mevcuttur. Ancak bu durumun ciddi bir tehlikeye doğru ilerlediğini aktarılan haber ve bilgi üzerinden görüyoruz. Küresel Güç'lerin Ortadoğu üzerinde kanlı projelerin gerçekleştirmek istediklerini Suriye, Irak ve Libya olaylarından, bölgeyi zayıflatmak için başlattıkları ''özgürleştirme hamlesi'' sloganı altında birçok ülkeyi işgal ettiklerini, din üzerinden birçoğu algı yaratarak bölgede etnik çatışmalara yol açtıklarını da biliyoruz. Müslüman'ları karalatmak için birçoğu terör örgütü İslam adı altında kurulduğunu, aslında Sunni'leri bir canavar gibi gösterme gayesi içinde oldukları gayet açıktır. Dolayısıyla bu bölgede özellikle İsrail'i masum ve kudretsiz çocuk gibi göstermek için yıllardır bu terör örgütlerini bahane göstermektedirler. Ancak Ortadoğu'nun asıl tehlikesi İsrail olduğu gerçeği kaçınılmazdır. Halen bunun farkına Arap Birliği'nin varmaması, suskun durumda olması, yöneticilerin ihanet ve işbirliği içerisinde oldukları gayet nettir. Bölgede Mezhep üzerinden birçoğu kavganın yaratmak istedikleri, Suriye'de devrim süreci içerisinde yaşanan Şii-Sunni etnik çatışması bunun göstergesidir. Sebep oldukları milyonlarca insanın ölümüne rağmen halen kan akıtmak isteği içerisinde oldukları son günlerde yaşanan hadiseler bunu göstermektedir. İran'ı bölme istekleri, terör devletinin kurulmasını gibi bir hedeften ötürüdür. Onun için Suriye ve İran Devletleri'nin bütün kalması gerekir. Bu ülkelerin bütün kalması jeopolitik ve stretejik açıdan bizim için önem taşımaktadır. Haklı gerekçe ve taleplerden kaynaklı İran'da kanunlara itaatsizliğin sonu sivil bir darbeyle sonuçlacağını düşünüyorum. Dolayısıyla kitlesel bir şekilde toplumu hareketlendirerek, bazı din adamlarına saldırarak psikolojik bir baskı içinde bırakacaktır. Bu ise ülkenin kontröl altından çıkması, etnik savaşın önünü açılacağı görünüyor. Belirli isteklerden dolayı başlatılan gösterilerin olmsuz bir eyleme dönüşeceği konusunda açıkçası endişeliyim. Bu tür protestoların eskisi gibi olmadığını, arkasında derin yapıların durduğu ve bölgeyi karıştırmak istedikleri gayet açıktır.

Dünyanın belirsiz bir noktaya doğru ilerlemesi hayra alamet bir netice ile sonuçlanmayacağı yaşanan hadiselerden ve yaşanması mühtemel olan kargaşalardan görünüyor olması, devletlerin bu tür olaylara önlem almaması insanlığı umursamadıklarını, ayrıca Avrupa Birliği içerisinde çatlak veren bazı durumlardan dünyanın yeni bir düzene gireceğini, tek kutupluktan çoklu kutupluğa yöneleceğini göstermektedir. Karmaşık süreç içerisinde yaşanan Rusya-Ukrayna Savaşı aslında bir enerji savaşı olduğu, Avrupa'yı Rusya hegomonyasından kurtarma çabası taşıdığını ve dünya sisteminin yeniden şekillendiğini artık biliyor olmalıyız. Sağlık yapısı üzerinden türlü türlü hamlelerle başlatılan virüs savaşı olarak nitelendirdiğim olay aslında ekonomi üzerinden yapılan bir savaş türü idi. Dünya başta ticaret, sosyal vb. alanlarda olmak üzere zorluk ve aksamlar yaşarken Çin'in tekonolji ve ekonomik alanda bu karmaşık süreç içerisinde şahlanış göstermesi aslında bu savaşı kazandığını gösteriyor. Tüm bu hadiseler yaşanırken diğer taraftan ABD'nin dünya üzerindeki hegemonya gücünün zayıflaması aslında yeni sistemin kimler tarafından kurulacağı güçlü ülkeleri bir telaş içerisinde bıraktı. Çin'in ve Rusya'nın yeni dünya sistemini kurmak için çaba gösterdikleri de aşikar. Rusya-Ukrayna Savaşı'ndan ötürü Ukrayna'nın yanında saf tutan Avrupa Birliği'nin aldığı bazı kararlardan ötürü Rusya'nın Avrupa Birliği'ne karşı enerji kozunu kullanmasına zorlamıştı. Ancak AB'nin içerisinde yaşanan enerji sıkıntılarından dolayı birçok isyan ve protestoya sebep oldu. Bugünlerde ise görülen AB içerisinde yer alan bazı ülkelerin Rusya'ya karşı aldığı bazı ceza paketlerini geri çekti. Bu ise AB içerisinde bazı çatlakların yaşandığı ve bu çatlağın ileride daha fazla genişleyeceğini düşünüyorum. Artık yeni dünya düzeni içinde genel olayları siyasi kararlar değil de belirleyici karar ekonomi olacaktır. AB'nin içerisinde bu süreçten dolayı çok ülkenin rahatsız olduğu ancak baskılardan dolayı çaresiz kaldığı ve bağımsız bir şekilde hareket etmesine üst akıl tarafından müsade edilmediği de açıktır. Bu sürecin olumsuzlukla ilerlemesi bazı ülkeleri vesayet altından çıkmasına sevk edecektir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile
yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır.