Mustafa Kemal’e Başkomutanlık yetkisi

TEKÂLİF-İ MİLLİYE VE HAMİYET-İ MİLLİYE (4)

“Türk milleti millî birlik ve beraberlikle güçlükleri yenmesini bilmiştir.”

Mustafa Kemal Atatürk, 29 Ekim 1933

 

İngiliz emperyalizmi, Anadolu’nun istilasında Yunanistan’ı bir “maşa” gibi kullanmaktaydı. 16 Ağustos günü Başbakan Lloyd George, İngiliz Parlamentosu kürsüsünde şunları söylüyordu: Kemalist ayaklanmayı bastırmak için Anadolu içlerine dek İngiliz askeri gönderilemeyeceğine göre bir tek yol kalmıştır. Bu yol; iki tarafı sonuna kadar vuruşturmaktır.

İtalya kamuoyu Yunanistan ordusunun Türklere karşı kesin bir başarı kazanamayacağı kanısında idi. İtalya, zaten Batı Anadolu ve İzmir ile ilgili beklentileri gerçekleşmemiş ve buradaki menfaatleri İngiltere ve Fransa tarafından Yunanistan’a bırakılmış bir ülke idi.

Türklerle dostluk kurulması ve bazı ekonomik yararların Türklere sağlanması, İslam halk oyunun incitilmemesi ve İtalyan sömürgelerindeki Müslümanların kazanılması gibi bazı konular göz önüne alınarak, Ankara Hükümeti ile ilişkileri geliştirmek ve dostluk siyaseti yürütmek istiyorlardı.

İtalyanlar, bu arada 1 Haziran 1921’de Antalya’yı da boşalttılar.

Görüldüğü üzere, İtilaf Devletleri’nin kendi aralarında Türkiye siyaseti bakımından bir birlik kalmamıştı. Sakarya Savaşı öncesinde İngiltere dışındaki iki önemli Avrupa devleti Fransa ve İtalya, Ankara Hükümeti’ne yakınlaşmıştı. Tam antlaşma için Fransızlar Sakarya Savaşı sonrasını bekleyeceklerdi. Bu sırada ülkenin iç güvenliği ve huzurunu bozmak için içerideki ve dışarıdaki güçler büyük bir çaba harcıyorlardı. Bu nedenle ülkede ayaklanmalar başlatılmıştı. Mart 1921’de başlatılan Koçgiri Ayaklanması 17 Haziran 1921’de ancak bastırılabilmişti. Sahilde Samsun’dan başlayarak Hopa’ya, iç kesimlerde Çorum, Amasya ve Tokat’a uzan geniş bir bölgede, Kuzeydoğu Karadeniz’de bir Rum-Yunan Devleti kurmaya çalışan Pontus çetelerinin başlattığı ayaklanmaya karşı da Merkez Ordusu’nun giriştiği harekât başarı ile devam ediyordu. Ayaklanmalara karşı gösterilen bu başarılara rağmen Batı Cephesi Komutanlığı birliklerinin Kütahya, Eskişehir ve Afyon gibi önemli şehirlerimizle birlikte bu büyük arazi kesimini düşmana bırakması ve ordunun büyük fedakârlık göstererek Sakarya Nehri’nin doğusuna çekilmesi, iç kamuoyunda büyük bir moral bozukluğu yaratmıştı. Elbette bu durum Mecliste de çok sert tartışmalara yol açıyordu.

GENİŞ YETKİLERLE DONATILDI

23 Temmuz-5 Ağustos 1921 tarihleri arasındaki bu sarsıntılı dönem, 5 Ağustos 1921’de Mustafa Kemal Paşa’nın Başkomutan sıfatıyla ordunun ve Meclisin yetkilerini eline almasıyla son bulmuştur.

Hemen sonra 7-8 Ağustos 1921’de Tekalif- i Milliye emirleri yayımlanarak, savaş için ülkenin bütün kaynaklarının kullanılması hedeflenmiştir. TBMM’de 4 Ağustos 1921 günü yapılan görüşmelerde, milletvekilleri tarafından Mustafa Kemal Paşa’nın ordunun başına geçmesi istenmişti. Bazı muhalif milletvekilleri onun başarısız olacağını ve böylece itibar kaybedeceğini düşünüyorlardı.

Söz alan Mustafa Kemal Paşa, Başkomutanlıktan istenilen sonucun alınabilmesi için Başkomutanın geniş yetkilerle donatılması gerektiğini söylemiş ve bu yetkilerin belli bir zaman dilimi ile sınırlandırılmasının uygun olacağını da belirtmiştir. 5 Ağustos 1921 günü Dr. Rıza Nur ve arkadaşları konuyla ilgili olarak bir önerge verdiler. Önerge “Başkomutanlık Yasası” olarak kabul edildi. Bu yasa ile TBMM kendi manevi kişiliğinde bulunan Başkomutanlık görev ve yetkilerini yine kendi başkanı olan Mustafa Kemal Paşa’ya veriyordu. Başkomutan, ordunun maddi ve manevi gücünü arttırmak, sevk ve idaresini bir kat daha güçlendirmek için TBMM’nin sahip olduğu bütün yetkileri Meclis adına kullanabilecekti.

YARIN: BAŞKOMUTAN: YUNAN ORDUSUNU ANADOLU’NUN HARİM-İ İSMETİNDE BOĞACAĞIZ!

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile
yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır.