Ayşenaz ÇİMEN

Ayşenaz ÇİMEN

ÖCALANLA NEDEN GÖRÜŞÜLDÜ?

HDP, geçen gün terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan'ın kardeşi Mehmet Öcalan ile bir görüşme gerçekleştirdiğini duyurdu.

27 Temmuz 2011’den bu yana avukatları ile 11 Eylül 2016’dan beri de ailesiyle görüştürülmeyen Öcalan için ne oldu da ailesi ile görüştürülme kararı alındı?

Diyarbakır E Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan DTK Eş Başkanı ve HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven, Öcalan’a dönük tecridin kaldırılması talebiyle 67 gün önce açlık grevine başlamıştı. Güven, “Öcalan’a bugün fazlasıyla ihtiyaç var. Ondan gelecek mesaj çok önemli olacak. Avukat, aile görüşlerinin olması gerekiyor. Talebim ağırlaştırılmış tecridin son bulmasıdır” diyordu.

HDP Eş Genel Başkanı Buldan, “Mehmet Öcalan’ın bir görüşme yapması tecridin kalkması anlamına gelmiyor. Bu görüşme önemlidir ama bununla sınırlı kalmaması gerekir, önümüzdeki süreç zorlu bir süreç” diye bir açıklamada bulundu. Bu nedenle “tecrit kaldırılsın” talebi ile başlatılan eylemlerin görüşme sonrası sonlandırılıp sonlandırılmayacağı ise henüz netleşmiş değil.

Acaba bu tarz eylemlerin son bulması için mi Öcalan’ın ailesi ile görüştürülmesine izin verildi yoksa başka sebepler mi var?

Biz iki varsayım üzerinden devam edelim.

*

Çözüm Süreci’nden bu yana gündeme gelmeyen İmralı Görüşmeleri’nin tekrar canlanacakmış izlenimi verilmesi beni ürkütmedi değil. Ürkmemden kastım şu; yine ihanete göz yummak zorunda bırakırlarsa bizi, bu sefer sabredemeyecek olan bizler soluğu nerede alacağız kim bilir…

Ya da başka bir ihtimal var, gergin bir ortamın yaratılmaması için, grev ve protestoların fitilinin ateşlenmemesi için, Leyla Güven gibiler yüzünden uluslararası camiada “DİKTATÖR BİR ÜLKE” karalama kampanyalarının başlamaması için ufak bir tavize göz yumuldu diyelim.

“Ama mahkumun ailesi ile görüşmesi çok normal.” diye hukukçu arkadaşlar hümanist, idealist , tarafsız söylemlerle gelmesinler lütfen.

Öcalan ve Gülen gibilerine sıradan bir mahkum gibi bakan bir hukuk sistemini şahsen kabul etmiyorum, etmek de istemiyorum!

*

Diğer bir ihtimal var; tavizlerle dolu ihanet sürecinin temelinin yeniden atılmış olması. Düşük bir ihtimal olarak görmek istiyorum bunu, sınır ötesi harekatın konuşulduğu bir dönemde böylesine bir adım Türk milletinin gözünü döndürebilir ve kimse riske girmek istemez.

Belki de seçimler yaklaşırken, nabza göre şerbet verilmesi kararı alındı kim bilir?

Her ne olursa olsun Öcalan ile ailesinin görüştürülmesi, meşhur Rojavalarında büyük bir sevinçle karşılandı, HDP zılgıtlarla kendi aralarında kutlamalar yaptı, Kandil yeni bir umut doğacak açıklamalarıyla dolu sosyalist jargonlarla süslü belgelerini hazırladı sadece kamera karşısına geçeceği günü bekliyor.

*

Sahi ortalık çok sessiz değil mi? Ne bir terör olayı var ne de saldırı.

Sizce de 2000-2002 yılları arasındaki PKK’nın o sinsi sessizliğini andırmıyor mu şu geçtiğimiz ve geçireceğimiz günler?

Felaket tellalı deyin, komplo teorileri ile kafayı yemişsin deyin. Hiç fark etmez fakat en kötüyü yazalım ki iyi şeyler olduğunda daha çok sevinelim.

Bakın akşam haberlerinde artık şu bunu vurdu, amcası yeğenine tecavüz etti, kız çocuğu taciz edildi, yaşlı kadın kaçırıldı, hayvana eziyet edildi gibisinden haberlerle dolup taştı. Toplumun ruh sağlığı hiç yerinde değil. Türkiye’nin bekasını ilgilendiren haberlerin hiçbir önemi kalmamış adeta, haber programı başlayınca maksimum 10 dakika izleyebiliyorum kimi zaman 5 dakika dahi sürmüyor.

Sahi hepimiz vatanımızı unuttuk da kendi ruh sağlığımızı, başkalarının ruh sağlığını nasıl çökertiriz diye mi uğraşıyoruz?

Böyle bir toplumun içinden, bir sonraki nesillerde kendini milleti uğruna feda edecek fedailer çıkacak mı?

Sahi ölmez de sağ kalırsak en çok bunu merak ediyor olacağım…

Yoksa bu umarsızlıkla Öcalan’a tecrit de çıkar, Suriye’nin kuzeyinde YPG devleti de kurulu, bu işin sonu Türkiye’ye de sıçrar.

Demedi demeyin…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile
yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır.