Kırk Asırlık Türk Yurdu, Atatürk’ün Şahsi Meselesi: Hatay
Bazı şehirler vardır; sadece bir coğrafi bölge değil, aynı zamanda bir milletin hafızası, iradesi ve tarih sahnesindeki kararlılığının sembolüdür. Hatay da Türkiye Cumhuriyeti için işte böyle bir anlam taşır. Tarihin en eski yerleşim merkezlerinden biri olan bu kadim şehir, yalnızca kültürel zenginliğiyle değil, Türkiye’nin bağımsızlık mücadelesi sonrasında yürüttüğü en önemli diplomatik başarı hikâyelerinden biri olmasıyla da özel bir yere sahiptir.
Hatay ismi, Türk tarih tezleri çerçevesinde Orta Asya’da yaşamış olan Hatay veya Hata Türklerinden esinlenilerek verilmiştir. Cumhuriyet döneminde Mustafa Kemal Atatürk tarafından önerilen bu isim, bölgenin Türk tarihiyle olan bağlarını vurgulamak amacıyla benimsenmiştir.
Antik çağlardan itibaren birçok medeniyete ev sahipliği yapan Hatay; Hititler, Persler, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlıların hakimiyetinde bulunmuştur. Özellikle Antakya, tarih boyunca Doğu Akdeniz’in en önemli ticaret ve kültür merkezlerinden biri olmuştur.
Osmanlı Devleti'nin Birinci Dünya Savaşı'ndan yenik çıkmasının ardından imzalanan Mondros Mütarekesi ve sonrasında yaşanan işgaller sürecinde İskenderun Sancağı olarak bilinen Hatay bölgesi Fransız kontrolündeki Suriye Mandası sınırları içerisinde bırakılmıştır.
Misak-ı Milli sınırları içinde olmasına rağmen, Kurtuluş Savaşı'nın en kritik dönemlerinde Türkiye'nin önceliği Anadolu'nun işgalden kurtarılmasıydı. 1921 Ankara Anlaşması ile bölge Fransa yönetimindeki Suriye sınırlarında kaldı ancak Türk nüfusunun kültürel haklarını koruyan özel hükümler kabul edildi.
Bu durum Atatürk için hiçbir zaman nihai bir sonuç olmadı. Hatay meselesi ilerleyen yıllarda Türkiye Cumhuriyeti'nin en önemli dış politika başlıklarından biri haline geldi.
Mustafa Kemal Atatürk, Hatay konusuna olağanüstü önem veriyordu. Bölgedeki Türk nüfusunun haklarının korunmasını yakından takip ediyor ve Hatay'ın bir gün mutlaka Anavatana katılacağına inanıyordu.
1936 yılında Fransa'nın Suriye üzerindeki manda yönetimini sona erdirme girişimleri başlayınca Atatürk harekete geçti. Türkiye, Hatay'ın geleceğinin Suriye tarafından belirlenmesine karşı çıktı ve konuyu uluslararası platformlara taşıdı.
Kırk asırlık Türk yurdu düşman eline bırakılamaz diyen Atatürk'ün tarihe geçen şu sözü de Hatay'a verdiği önemi açıkça göstermektedir: "Hatay benim şahsi meselemdir."
Hastalığının en ağır dönemlerinde bile Hatay gelişmelerini günlük olarak takip etmesi, hatta 29 Mayıs 1938’de ordu birliklerini denetleme maksadıyla Adana’ya gelmesi bu davaya verdiği önemin en somut göstergelerinden biridir.
Türkiye'nin diplomatik girişimleri sonucunda konu Milletler Cemiyeti'ne taşındı. Yapılan görüşmelerin ardından bölgede özel bir statü oluşturulması kararlaştırıldı.
2 Eylül 1938 tarihinde bağımsız Hatay Devleti kuruldu. Tarihte "Hatay Cumhuriyeti" olarak yerini alan bu devletin kendi meclisi, hükümeti ve cumhurbaşkanı bulunuyordu.
Hatay Devleti'nin ilk ve tek Cumhurbaşkanı Tayfur Sökmen (?.?.1892-03.03.1980)’dir. Mecliste görev alan temsilcilerin büyük çoğunluğu Türk nüfusun iradesini yansıtıyordu. Hatay Meclisi kısa süre içerisinde geleceğe ilişkin en önemli kararını aldı ve Türkiye ile birleşme isteğini açık biçimde ortaya koydu.
Hatay Meclisi, 29 Haziran 1939 günü tarihi bir karar aldı. Yapılan oylamada Türkiye Cumhuriyeti'ne katılma yönünde karar verildi.
Bu kararın ardından Türkiye Büyük Millet Meclisi gerekli yasal düzenlemeleri gerçekleştirdi ve Hatay resmen Türkiye Cumhuriyeti'nin bir ili oldu.
Böylece Misak-ı Milli hedeflerinden biri daha diplomasi yoluyla gerçekleşmiş oldu. Hatay'ın Anavatana katılması, silahlı mücadeleyle değil, uluslararası hukuk, diplomasi ve halk iradesiyle elde edilmiş önemli bir devlet başarısı olarak tarihe geçti.
Hatay geçmişte olduğu gibi bugün de Türkiye'nin en stratejik şehirlerinden biridir. Doğu Akdeniz'e açılan kapı konumundaki şehir; Ortadoğu, Akdeniz ve Anadolu arasında doğal bir köprü vazifesi görmektedir.
İskenderun Limanı, Türkiye'nin dış ticareti açısından hayati öneme sahip limanlarımızdan biridir. Enerji nakil hatları, sanayi yatırımları ve lojistik koridorlar bakımından Hatay ülke ekonomisinin önemli merkezlerinden biri konumundadır.
Bunun yanında Hatay; Türk-Arap, Alevi-Sünni, Hristiyan ve farklı kültürel toplulukların yüzyıllardır birlikte yaşadığı örnek bir medeniyet coğrafyasıdır. Bu yönüyle Türkiye'nin toplumsal çeşitliliğinin, hoşgörünün ve birlik anlayışının sembollerinden biri olarak kabul edilmektedir.
Hatay'ın hikâyesi sadece bir sınır düzenlemesinin veya diplomatik mücadelenin hikâyesi değildir. Bu hikâye; bir milletin tarihine, kültürüne ve milli iradesine sahip çıkmasının hikâyesidir. Atatürk'ün "şahsi meselem" dediği Hatay, bugün Türkiye Cumhuriyeti'nin ayrılmaz bir parçası olarak varlığını sürdürmektedir.
Geçmişte Akdeniz'in doğusundaki stratejik konumuyla önem taşıyan Hatay, günümüzde de ekonomik, kültürel ve jeopolitik değerleriyle Türkiye'nin geleceğinde kritik rol oynamaya devam etmektedir. Hatay'ın Anavatana katılışı, milli iradenin, sabırlı diplomasinin ve devlet aklının en başarılı örneklerinden biri olarak Türk siyasi tarihindeki yerini korumaktadır.
Hatay’ın Anavatan’a katılmasının 87’nci yıldönümü kutlu olsun. Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Hatay Cumhurbaşkanı Tayfur Sökmen başta olmak üzere bu davaya hizmet herkese Cenab-ı Allah’tan rahmet dilerim.
Ali TÜRKMEN
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.